Çemberin Dışında Kalmak
Rosa Liksom’un aynı adlı romanından uyarlanan 2021 yapımı “6 Numaralı Kompartıman”, Moskova’ya gelen ve Irina ile tanışan Finlandiyalı arkeoloji öğrencisi Laura’nın petrogliflerin peşine düşmesini anlatır. Film, entelektüel bir ortamda geçen ev partisi sahnesiyle açılır. Pelevin’in “Chapayev ve Boşluk” romanından alıntılarla başlayan filmde, sorular ve kültürel referanslarla kurulan bir ortam vardır, insanlar kendilerine sanat ve edebiyat üzerinden ortak bir dünya kurar. Laura, Pelevin’den haberdardır ama henüz hiçbir kitabını okumamıştır.
Sadece parçalarımız dokunacak başkalarının parçalarına.
Sevgilisi Irina’nın bu sözünü alıntılaması üzerine Laura’nın verdiği Anna Akhmatova yanıtı yanlıştır ve yanlış telaffuz edilmiştir. Bunun üstüne evdeki konuklardan biri, Laura’ya Akhmatova’nın nasıl telaffuz edilmesi gerektiğini söyler. Çoğul eksiklik karşısında Laura, entelektüel ortamın dışında kalır. Sevgilisi Irina’nın çevresi onun için kimliğini inşa ettiği bir alandan çok eksikliğini ve uyumsuzluğunu açığa çıkarır. Marilyn Monroe’ya ait “Sadece parçalarımız dokunacak başkalarının parçalarına” alıntısı, film boyunca kurulacak geçici ve parçalı karşılaşmaların habercisi niteliğindedir. Tek haberci bu değildir. Irina’nın kendinden geçercesine dans ettiği Desireless’in Voyage Voyage şarkısının sözlerinde dile gelen sürekli hareket, uzaklaşma ve geri dönmeme hissi de filmin temel yönelimini kurar. Bu kültürel kodlar, Laura’nın dahil olmak istediği ama tam olarak parçası olamadığı bir dünyayı temsil eder.
Anlam Kurma Aracı Olarak Petroglifler
Laura’nın, Murmansk’taki petroglifleri görmek üzere çıkacağı uzun yolculuk, Irina’dan kopuşun başlangıcıdır. Laura, partideki bir profesöre “Irina sürekli petrogliflerden bahsediyor.” dediğinde Irina “Sadece beni değil, onlar seni de etkiledi.” diye araya girer. Bu diyalog, Laura’nın bu yolculuğa ne ölçüde kendi isteğiyle çıktığı sorusunu gündeme getirir. Bu noktada yolculuk, Irina’nın dünyasında kendine yer açma çabasına döner çünkü petroglifler, Laura için yalnızca tarihsel ya da arkeolojik bir merak nesnesi değildir. Irina’nın entelektüel dünyasına yaklaşmanın, onunla ortak bir anlam alanı kurmanın aracıdır. Irina’nın, Laura’yla çıkacağı yolculuğu son anda iptal etmesi, Laura’nın Petersburg’dan geri dönüş ihtimalini kapatması ve telefon konuşmalarında ilişkinin giderek tek taraflı hale gelmesi, bu çabanın karşılıksızlığını görünür kılar.
Kompartıman: Geçicilik, Anonimlik ve Zorunlu Yakınlık

Laura’nın yolculuğu için kullandığı yataklı tren kompartımanı, Marc Augé’nin “yok-yer” kavramıyla okunabilecek mekânsal bir deneyim üretir. Augé, yok-yerleri şu şekilde tarif eder: “Yok-yerler, insanların ve malların hızlandırılmış dolaşımı için zorunlu şebekeler (ekspres kara ve demir yolları, köprülü kavşaklar, havaalanları) olabildikleri kadar da ulaşım araçlarının kendileridir ya da büyük alışveriş merkezleridir ya da gezegenin sığınmacılarının beklemeye geldikleri uzatmalı transit kamplarıdır.” Ona göre yer; ilişkisellik, tarihsellik ve kimlikle bağlantılı iken yok-yer, bu niteliklerden yoksun, geçici ve anonim mekânları ifade eder. İstasyonlar, havaalanları, otoyollar ve transit alanlar bireyleri yan yana getirir ancak bu yan yanalık çoğu zaman aidiyet üretmez. Tren kompartımanı da benzer biçimde, yolcuların yalnızca varmak istedikleri yere ulaşmak için geçici olarak paylaştıkları bir alandır. Bu nedenle Laura ve Ljoha, trendeki diğer yolcular gibi, aynı güzergâh üzerinde kısa süreliğine bir araya gelen geçici bir yolcu topluluğunun parçalarına dönüşür.
Laura’nın bu anonim ve geçici alanda karşılaştığı maden işçisi Ljoha, ilk anda kaba, milliyetçi ve sınır ihlallerine açık bir figür olarak belirir. Rusya’yı yüceltmesi, Finceyi küçümsemesi, Laura’ya yönelttiği rahatsız edici sorular ve onun bedeni üzerinden kurduğu imalar, Ljoha’nın mesafeleri tanımayan tavrını açığa çıkarır. Alkolün de etkisiyle sertleşen bu mesafesiz tutum, tren kompartımanını Laura için güvensiz ve rahatsız edici bir karşılaşma alanına dönüştürür.
Yok-yerin Kıyısında
Laura, sevgilisi Irina’ya olan özlemini ve aşkını, yok-yer olan istasyonlarda denk geldiği insanları kayda alarak anlatır. Kayıt sırasında istasyonda yabancı insanların arasında tanıdık bir yüz görür. Ljoha, kalabalığın arasında kendi başına sigarasını içmektedir. Onun için “komşum” ifadesini kullanır. Laura’nın Ljoha’dan “komşum” diye söz etmesi, aralarındaki zorunlu yakınlığın yalnızca aynı mekânı paylaşmaktan ibaret kalmadığını bu mecburi karşılaşmanın giderek iletişime dönüşmeye başladığını gösterir. Petrozavodsk’ta trenin bir gece beklemesiyle bu temas daha belirgin hâle gelir. Laura önce Ljoha’nın teklifini reddeder fakat şehirde başka bir erkeğin tacizinden onun sayesinde kurtulduktan sonra ona eşlik eder. Gece karanlığında, çalıntı bir arabayla yaşlı bir kadının evine gitmeleri, trenin dışında kısa süreli bir birliktelik alanı açar.
Sabah trene döndüklerinde Ljoha’nın kompartıman için “sonunda ev” demesi, ilk bakışta kompartımanın artık bir yere dönüştüğü izlenimini yaratır. Oysa kompartıman ne kalıcı ne tarihsel ne de onların kimliğini yansıtan bir mekândır. Tam da bu nedenle Ljoha’nın sözü, Augé’nin “yok-yer” olarak tanımladığı ulaşım araçlarının geçici ve aidiyetsiz niteliğiniortadan kaldırmaz. Sadece bu yok-yerin içinde kısa süreliğine beliren bir yer duygusuna geçici olarak alan açar.
Tanıdık Olanın Tekinsizliği

Kompartıman Laura ile Ljoha arasında kısa süreliğine “ev” gibi adlandırılabilirken ara durakta trene binen Finli yolcunun gelişi bu kırılgan yer duygusunu bozar. Onun gelişiyle kompartıman, yeniden anonim, geçici ve güvensiz bir mekâna dönüşme tehdidiyle karşılaşır. Laura’yla ortak bir dile ve kültürel yakınlığa sahip olması, Finli yolcuyu ilk anda daha güvenilir ve tanıdık kılar. Ljoha’nın kaba ve yabancı görünen varlığına karşılık, Finli yolcu Laura’nın dünyasına daha yakın görünür ancak “6 Numaralı Kompartıman”, tanıdık olanın her zaman aidiyet üretmediğini gösterir. Finli yolcu, Laura’nın kamerasını çalarak ara durakların birinde iner. Kamera, Laura’nın Irina’yla bağını, Moskova’daki yaşamını ve kendisini Irina’nın bakışı altında nasıl konumlandırdığını taşıyan bir hafıza nesnesidir. Bu nesnenin kaybı, Laura’nın eski aidiyet biçimlerinin çözülmesi anlamına gelir. Böylece Finli yolcu, yok-yerin içinde geçici olarak kabuk tutan kırılgan yer duygusunu sarsarken Laura ile Ljoha arasındaki yakınlığın kültürel benzerlikten değil, paylaşılan deneyimden doğduğunu görünür kılar.
Hafızaya Dönüşen Deneyim

Murmansk’a varıldığında Laura’nın yolculuğu bir kez daha çıkmaza girer. Kar yağışı nedeniyle petroglifleri görmesinin mümkün olmadığını öğrenmesi, başta Irina’nın etkisiyle anlam kazanan bu yolculuğu askıya alır. Otelden Irina’ya telefon açtığında “Her şey imkânsız görünüyor” demesi, yalnızca petrogliflere ulaşmanın zorluğunu değil, Irina’yla kurduğu arzunun da tıkandığını gösterir.
Bu imkânsızlığı mümkün kılan kişi Irina değil, Ljoha olur. Laura’nın madene giderek Ljoha’yı bulması, yolculuğun anlamının artık Irina’nın dünyasına dahil olma arzusundan uzaklaştığını gösterir. Ljoha’nın araç bulması, tekne ayarlaması ve Laura’yı petrogliflere götürmesi, kompartımanda başlayan zorunlu yakınlığın trenin dışına taşarak dayanışmaya dönüştüğü andır.
Laura, Irina’yla birlikte görmek istediği petrogliflere Ljoha’yla ulaşır. Böylece geçmişe ait bu izler, Ljoha’nın mümkün kıldığı bir şimdiki zaman deneyimiyle anlam kazanır. Bu deneyim ikisi arasındaki yakınlığı kalıcı bir birlikteliğe dönüştürmez, karşılaşmalarını geçici ve iz bırakan bir deneyim olarak sunar. Bu nedenle finalde, Ljoha’nın trende veda etmeden ayrılması gibi takside de Laura’ya veda etmeden ayrılması önemlidir. Ljoha’nın taksiciye Laura’ya vermesi için bıraktığı not, bu karşılaşmanın iz bırakan deneyiminin göstergesi olur. Kâğıtta, yemekli vagonda yemek yerken çizdiği Laura’nın yüzü vardır, arkasında da “Seni seviyorum.” notu. Yok-yer olan trende başlayan temas, petroglifler ve Ljoha’nın çizimi aracılığıyla Laura için yeni bir hafızaya dönüşür.

6 Numaralı Kompartıman, kompartımanı geçici, dar, tekinsiz ve dağılmaya açık bir mekân olarak kurar. Filmin asıl gücü de bu noktadadır çünkü filmde aidiyet, kalıcılıktan değil, geçiciliğin içinden doğar. Laura ile Ljoha arasındaki yakınlık, ortak dilin, kültürel benzerliğin ya da güvenli bir geçmişin sonucu değildir. Mecburi bir temasın, kırılganlığın ve birlikte yaşanan deneyimin içinde oluşur. Bu nedenle film, Augé’nin “yok-yer” kavramını geçersiz kılmaz, bu mekânın içinde kısa süreli bir temasın nasıl iz bırakabildiğini gösterir. Yolculuk bittiğinde kompartıman, Laura ile Ljoha’nın yer duygusunu taşıyan bir mekân olmaktan çıkar, yeniden başka karşılaşmalara açık anonim bir geçiş alanına dönüşür. Laura’nın elinde kalan çizim ise yok-yerin içinden doğan bu geçici temasın silinmediğini ve petroglifler misali Laura’nın yaşamında kalıcı bir deneyime dönüştüğünü gösterir.
Yazar: Barış Has
Kaynakça:
Augé, M. (2016). Yok-Yerler, Üstmodernliğin Antropolojisine Giriş. İstanbul: Daimon Yayınları.