Yaşamın Kırılganlığı İçinde Köklenmek
Sanat hayatlarımızı daha değerli mi kılar, yoksa dikkatimizi mi dağıtır?
Gabrıel Bá, Güngezgini
Kan ve kemik dolu bir canlı olduğu düşünüldüğünde insanın ölmesinin, yaşamasından daha olası olduğu fark ediliyor. Güngezgini çizgi romanında da işlendiği üzere Brás birçok farklı senaryoda, yine birçok farklı şekillerde ölüyor. Ancak hepsinin ortak bir noktası var; hepsi de en beklenmedik zamanlarda, hayatının en özel, önemli günlerinde, dönüm noktalarında onu buluyor. Yani dönüm noktaları, düşündüğünden tamamen farklı bir sona gidiyor.
Tüm bu kayıplar ve olası kayıp ihtimallerine karşı insan, yine de günlerin kendiliğinden getirdiklerine saygı duyuyor. Öyle ki II. Dünya Savaşı’nda Nazi kamplarında bir süre tutulan ve o acılara şahit olan Victor Frankl, insana dayanma gücü ve hatta hayattan keyif verenin, insanın anlam bulması olduğunu belirtirken Güzgezgini çizgi romanında da Gabriel Bá tam da bu anlamlara işaret ediyor. Aile, sevdiklerimiz, tutkularımız, şiirler, filmler, müzik, sanat… Hepsi insanın yaşama köklenmesini ve dikkatini dağıtmasını sağlamakta. Her an olabilecek tüm bu olası senaryolara rağmen insanın güvende hissetmesini sağlayan o anlamlar… Dolayısıyla çizgi romanın konusu ölüm gibi iç karartıcı bir durum olsa da asıl dikkat çekilen noktada yaşamın o özel anları.
Kale gibi sapasağlam durmayı başarıyor. Bense iskambil kâğıtlarından yapılmış bir ev gibi hissediyorum.
Gabrıel Bá, Güngezgini

Her ne kadar Güngezgini çizgi romanı, Brezilya’nın São Paulo kentinde geçiyor olsa da her bir bölüm, evrensel temaları işlemekte. Ana karakter Brás, babasının izinden gidip bir yazar olmak istese de onun gölgesi altında olmaktan öfkeleniyor, farklı kadınlara aşık oluyor, baba oluyor, babasını kaybediyor, çalışmaktan yoruluyor, tükenmiş hissediyor, hayal kırıklığına uğruyor. Yani Brás, herkes gibidir; yaşamın kendiliğinden sürmesi için var oluyor. Bu noktada Güngezgini çizgi romanı, baştan sona realist ilerleyiş tarzıyla çoğu çizgi romandan ayrılmakta. Ancak eleştirmen Glen Weldon’a göre bu çizgi romanda kullanılan en güçlü fantastik öge, defalarca Brás farklı şekillerde ölümüne tanık olsak da ‘‘kozmik bir sıfırlama düğmesine basılması’’ ve Brás’nın farklı bir yaşta, yeniden yaşama devam etmesi. Brás’nın ölümü her bölüm sonunda anlıktır, uzatılmaz, detaylandırılmaz, sonrası yoktur. Ve birden, tam da Weldon’un yorumladığı gibi bir sıfırlama tuşuna basılmış gibi bambaşka bir noktadan yaşamın içinde devam eder. Bu durum çizgi romana o kadar doğal bir şekilde yayılır ki okuyucu bu büyülü ögeyi absürt bulmaz. Gabriel Bá’nın ikizi Fábio Moon’un canlı renkler ve realist arka planlarla detaylandırdığı Güngezgini çizgi romanı, Brezilya’nın kültürel motiflerine de yer veriyor, çizimleriyle de realist çizgide kalmayı sürdürmekte.
Bir yaşamın var olduğunu, hepimizin gözleri önünde gerçekleştiğini hissetmeyi ve onu yaşamayı istiyorduk. Ve yaşadık. Ve bazen, yaşadığımızı ispatlayabilmek için öldük.
Fábıo Moon, Güngezgini, 2010
Ölümün Lirik Yanı

Çizgi romanın ana karakteri, babası gibi başarılı bir yazar olma hayaliyle başladığı yola, bir gazete ölüm ilanları yazarak devam etmenin iç sıkıntısı içindedir. Bu nedenledir ki ana karakter Brás’ın hikayesi, yaşamanın verdiği iyisi ve kötüsüyle tüm duyguları barındıran lirik bir anlatıma sahip olsa da her bölümün sonunda Brás’ın kendi ölüm ilanı oldukça resmi, çizgi romanın tamamını saran lirik ve metaforik anlatımdan uzaktır. Böylece yaşamın tüm duygu yüklü akışına rağmen ölüm donuk ve duygusuzdur.

Güngezgini çizgi romanının ana temasının ölüm gerçeği olmasına rağmen, bu konu pesimist bir bakış açısıyla hayatın anlamsızlığına değil, aksine asıl bunun yaşamı anlamlı kılan olduğu üzerinde durmakta. Hayattaki o küçük anların, yaşamı değerli kıldığı, insanın kendisini birine, bir sanata, bilime, bir fikre, sevdiklerine adamasının o anları gün yüzüne çıkardığı düşüncesi, çizgi roman bittikten sonra ölüm hakkındaki olumsuz bakış açısını değiştirmekte. Dolayısıyla bu noktada Bá, Sartre varoluşçuluğundan farklı bir yerde konumlanmakta.
Brás, ev kavramının fiziksel bir şey olmadığını, birkaç öğeyi içinde barındırdığını fark etti. Mesela birlikte yaşadığın insanlar… Bir his, ruh halin… Uzakta olduğunda dahi, onu bekleyen bir evi olduğunu bilmek güven veriyordu. Orada dinlenebilirdi. Huzurlu olduğu yer orasıydı.
GabrIel Bá, Güngezgini
Her bölümün sonuna gelindiğinde Brás’ın o yolu seçmeseydi, o yere gitmeseydi, o bara oturmasaydı, evine dönmeseydi, kalsaydı yaşamının devam edecek olması; yaşamın ne kadar olasılıklarla örülü olduğunu göstermekte. Bölümlerin hepsinde Brás’ın küçücük basit bir seçimle ölmesi, yaşamın tamamını kelebek etkisiyle örülü olduğuna dikkat çekmekte. Sonucunda da Brás’ın yaşamı her ne kadar o seçimlerle ani bir ölümle sona erse de aslında o yaşına kadar yaptığı diğer seçimler onu hayatta tutan şeylerdi…