Kendine Özgün Bir Sanat Dili Yaratan Paris Ressamı: Fikret Mualla

Canlı renkler, bolca kullanılan sarılar, maviler ve kırmızılar, bohem insanlar, Kadıköy ve Paris sokakları, aşırılıktan ve soyutluktan kaçan tablolar… Ünlü ressam Fikret Mualla ve hayatındaki dönüm noktalarını inceliyoruz.
Fikret Mualla

Türk resim sanatının en sıra dışı isimlerinden olan ve sanatı üzerine tartışmaların halen sürdüğü Fikret Mualla, Kadıköy, Moda’da başlayıp Paris’e dek süren bohem yaşamında karşılaştığı hüzünleri resimlerine yansıtmayan ve aksine oldukça coşkulu resimler üreten bir sanatçıydı. O, İstanbul’da ve Paris’te gördüğü sokakları ve karşılaştığı insanları bir kişilik yüklemeden resmetmiştir. Ancak Fikret Mualla özellikle natürmort eserleriyle öne çıkmaktadır. Sanatla boyanmış hayatında yaşadığı psikolojik buhranlar nedeniyle dört defa hastaneye yatırılmış ancak sanatçı hastane odasında dahi resim çizmeye devam etmiştir. Picasso’nun kendisine hediye ettiği resmi, bir şişe içkiye satmasıyla ‘deliliği’ hastaneye yatışından fazla dikkat çekmiştir. 

İstanbul Manzaraları, Balon Satıcısı, Balıkçılar, Oturan Adamlar, Cazcılar tablolarıyla bilinen Fikret Mualla, tabloların isminden de anlaşılacağı üzere çoğunlukla İstanbul ve Paris’in dinamik ancak bohem sokaklarında karşılaştığı manzaraları resmetmiştir. Cansız nesnelerin olduğu haliyle resmedildiği natürmort tekniğiyle, boya tüplerinden adeta fırlatılan ve tuvalde can bulan canlı renklerin kullanmaya dayanan fovizm tekniğini sanat hayatı boyunca tek potada eritmiştir. Fikret Mualla, resimlerindeki coşku, melankoli, parlak renkler, hızlı fırça darbeleri ve iç dünyayı, duyguları nesnel dünyanın önünde gören tarzıyla ekspresyonist (dışavurumculuk) yaklaşımla ilişkilendirilmiştir. Resimlerinde çoğunlukla İstanbul ve Paris sokaklarına rastlanılan ressam, bu mekânları oldukça gözlemci bir bakış açısıyla ve bohem bir pencereden resmetmiştir.

Balıkçılar - Fikret Mualla
Balıkçılar – Fikret Mualla

Devri Saadet ve Hüzün Yılları

Tam ismiyle Fikret Mualla Saygı, 1903’te, adını babasının Tevfik Fikret sevgisinden alan, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğunun Moda, Bahariye’de geçmesindendir ki resmettiği tablolarda Kadıköy sokaklarına sık sık rastlanır. Fikret Mualla’nın, ‘’Devri Saadetim’’ olarak bahsettiği çocukluk yılları, bir trajediye de sahne olmuştur. Çünkü ressamın ilkokul çağında okuldan taşıdığı İspanyol gribini annesine bulaştırmasıyla annesinin hayatını kaybetmesi sonucu bu devri saadet yerini hayatı boyunca sürecek suçluluk duygusuna bırakacaktır. Babasının ikinci evliliğini yapması sonucu ortaya çıkan huzursuzluk hali ve içinde büyüyen suçluluk duygusu, Fikret Mualla’nın gençlik yıllarından başlayarak ömrünün sonuna dek içe kapanık, sinirli ve uyumsuz bir birey olarak kendini yansıtmasına yol açacaktır. Ancak bu öfke ve suçluluk hissinin doğurduğu problemler resimlerine hiçbir zaman yansımamış, aksine resimlerinde canlı renklerin yansıttığı yaşama coşkusu göze çarpmaktadır. 

Fikret Mualla
Fikret Mualla

Galatasaray Lisesi’nden İsviçre’ye mühendislik okuması için gönderilen Fikret Mualla, burada resimlere ilgi duymaya başlamasıyla Almanya’ya resim eğitimi almaya gider. Ancak burada yetersiz dil bilgisi nedeniyle yeterince anlaşılamadığı için sık sık kavgalara karıştığı ve içine dolan yalnızlık hissiyle ömrü boyu onu takip edecek olan alkol bağımlılığına yenildiği söylenir. Fikret Mualla’nın ilk hastaneye yatışı Berlin’de gerçekleştikten sonra tekrar İstanbul’a döner ve mezunu olduğu Galatasaray Lisesi’nde bir dönem resim dersleri verir. Ayvalık’a atanmasından kısa bir süre sonra ise ‘’elektriği bile olmayan bir yerde resim öğretmenine gerek duyulmayacağı’’ gerekçesiyle ayrılır. İstanbul’da ‘’Lüküs Hayat’’, ‘’Deli Dolu’’, ‘’Saz Caz’’ gibi operetler için kostümler çizer.

1937’de alkolün etkisiyle karıştığı bir kavgada karakola düştükten sonra 9 ay boyunca Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde, döneminin ünlü doktoru Mazhar Osman takibinde tedaviye alınır. Bu hastanede en yakın arkadaşı ise, yine alkol tedavisi gören şair Neyzen Tevfik olacaktır.

Meyhane - Fikret Mualla
Meyhane – Fikret Mualla

Sanatsever bir avukat dostunun ön ayak olmasıyla hastaneden taburcu oldu ve babasının vefatıyla ona miras kalan varlıkla beraber 26 yıl boyunca yaşayacağı ve daha sonra Paris ressamı olarak anılacağı Paris’e taşındı. Paris’e taşınmadan önce ise sanatçı dostu Abidin Dino’nun ricasıyla, Uluslararası New York Fuarı’nda sergilenmek üzere İstanbul temalı 30 kadar resim yaparak İstanbul’a veda etmiştir.

Ben hürriyetimi çok severim. Bunu naçiz sükûtumda (susmamda) bulurum. Resim yaparken, ibadet eder gibi sükûneti beynimin tepesinde, saçlarımın dibinde hissedemezsem, o zaman bilirim ki, yanlış bir işle meşgulüm.

Fikret Mualla

Paris Ressamı

Barda - Fikret Mualla
Barda – Fikret Mualla

II. Dünya Savaşı’nın Fransa’da etkilerini göstermesiyle birlikte Fikret Mualla’nın polis tarafından takip edildiği paranoyaları tekrarlamaya başladı. Bu işgal günlerinde eserleri değerinin çok altında satılmasıyla artan alkol problemleri, karıştığı kavgalar onu birkaç defa daha hastanelik yapacaktı. Fikret Mualla, hastane odasında resimler çizerek acılarını aşmaya çalışsa da 25 yıl boyunca eserlerini hiçbir zaman topluca sergilememiştir. Tablolarını almak isteyenler ona kahvelerde veya eş dost yoluyla ulaşmaya çalışırdı. Ederinin altında satılan tablolar daha sonra daha pahalıya başkalarına satılarak Fikret Mualla birkaç defa dolandırılmıştır. Ancak tüm bu süreçte şehre yayılan Fikret Mualla tabloları büyük ses getirmiş, sanat camiasının beğenisini toplamıştı. Artık Paris ressamı olarak tanınıyor, resimleri koleksiyoncuların gözdesi haline gelmişti. Paris’te akıl hastanesinde kaldığı süreçte yine Paris’te iki ayrı sergisi açmış ve ömrünün verimli yıllarını yaşamıştı.

Paris - Fikret Mualla

Bence her sanatkâr acı çekmeli; ıstırap duymalı, aç kalmalı… Ondan sonradır ki, yaşamın tadını almalı! İnsan ellisinden sonradır ki, rahatını, sağlığını arar ve düşünüyor oluyor. Benim alınyazım böyle imiş..! Hayatım sefaletle, mücadele içinde geçti. Şimdi bu sakin köyde, huzurlu, tek başına yaşayışa boyun eğiyor ve Tanrı’nın kaderime verdiği son mühleti bekliyorum. Bundan başka hiçbir projem yok! İddiasızım… Bizler cihanın her türlü ahvalini gördük. Hayatın çeşitli zevklerinden pek azını tattık. Bugün dilimizde maziyi yâd etmekten, fırçamızda eser-i marifetten başka ne kaldı?

Fikret Mualla’nın Mektubundan

Fikret Mualla’nın vefatının ardından Paris’te açık arttırmaya çıkarılan resimlerinin bir kısmı Türk devleti tarafından satın alınarak Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde sergilenirken resimlerinin bir kısmı ise halen koleksiyoncular tarafından aranmakta ve toplanmaktadır. Ancak tablolarının bazılarının orijinalliğinin tespiti tam olarak yapılamadığından Paris’te kurulan Fikret Mualla Dostları Derneği bu tabloların Fikret Mualla’ya ait olup olmadığının araştırmasını yaparken bir yandan da ressamın anısı yaşatılmaya devam edilmektedir.

Balon Satıcısı - Fikret Mualla
Balon Satıcısı – Fikret Mualla
İlginizi Çekebilir!
Marcel Dzama’da Direniş Sanatı: Peri Masallarının Karardığı Yer