Sovyet Rusya’sında Anlam Arayışı: Stalker’da Sanat, Bilim ve İnanç Üçgeni

1979 yapımı Stalker filmi, bir bilim insanı, bir yazar ve bir iz sürücüden oluşan üç kişilik ekibin, “Bölge” adı verilen ıssız bir mekâna yaptığı ruhsal yolculuğu konu alır. Nasıl var olduğuna dair çeşitli teoriler olan, kimsenin gizemini çözemediği bu bölgede, aşina olduğumuz fizik kuralları tersine işler. Bölge, bir rivayete göre içerisinde insanların en derin arzularının gerçeğe dönüştüğü bir odayı da barındırmaktadır. Usta yönetmen Andrei Tarkovsky, Stalker filminde yarattığı karakterler aracılığıyla; bilim, sanat ve inanç arasındaki süregelen çatışmayı sorgular.
Stalker - Andrei Tarkovsky

Stalker ve Uzayda Piknik

Strugatsky kardeşlerin 1971 yılında yayımlanan ve hem bu yazının konusu olan Stalker filmine ve yine aynı adlı video oyununa uyarlanmış, dilimize Uzayda Piknik olarak çevrilen romanı, dünya dışı bir medeniyet tarafından yeryüzüne yapılan bir ziyaret sonrası oluşan “Bölge” adı verilen doğaüstü yerin etrafında şekillenir. Ziyaretçiler ne dünyaya gelirken ne de dünyadan giderken görülmüşlerdir, fakat ziyaret ettikleri küçük bölgelerde yavaş yavaş tuhaf olaylar, kaybolan insanlar, çeşitli tanımlanamayan objeler vuku bulur. Romanın ikonik ismi ise Dr. Pilman isimli bir karakterin, bu dünya dışı ziyareti, dünyamızda bir orman yolunda yapılan herhangi pikniğe benzettiği konuşmasından gelmektedir.

Piknik. Bir orman canlandır kafanda, bir köy yolu, bir çayır. Bir araba köy yolundan çayıra gidiyor, ellerinde şişeler, yemek sepetleri, transistörlü radyolar ve kameralarla bir grup genç arabadan iniyor. Ateş yakıyorlar, çadırlar kuruyorlar, müzik açıyorlar. Sabah olunca da gidiyorlar. Gece boyu olan biteni korkuyla izleyen hayvanlar, kuşlar ve böcekler saklandıkları yerlerden çıkıyor. Ne görürler? Otlara dökülmüş benzini ve yağı elbette. Etrafa saçılmış eski bujiler ve filtreler. Çaputlar, patlak ampuller ve geride bırakılmış bir İngiliz anahtarı. Yağdan kirlenmiş gölet. Yol kenarında bir piknik.

Tahmin edileceği üzere bu benzetmede yol kenarı dünyayı, pikniği yapanlar ise dünya dışı medeniyeti temsil etmektedir. Ziyaret edilen ve değişime uğrayan bölgelerde meydana gelen anlam verilemeyen, hatta ölümcül olaylar sonrasında hükümetler tek tek hem güvenliği sağlamak hem de bölgedeki değerli eşyaları korumak amacıyla, bu alanlara giriş çıkışı yasaklamıştır. Sadece Stalker yani İz Sürücü adı verilen insanlar, bu alanlara girip çıkabilmektedir. İz sürücüler, bölgeye ve içerisindeki dünya dışı eşyalara merak duyan insanlara rehberlik sağlayabildikleri için, zamanla bu “iz sürme” işini, meslek haline getirmişlerdir. 

Stalker - Andrei Tarkovsky

Roman, Red lakaplı, Redrick Schuhart adında bir iz sürücünün hayatına odaklanır, Tarkovsky’nin sinema uyarlamasında gördüğümüz iz sürücü karakterinin her ne kadar ismi verilmese de özel yaşantısından ve geçmişine dair yapılan göndermelerden dolayı bu ikisinin aynı karakter olduğunu düşünebiliriz. Strugatsky kardeşlerinin romanında karakterin hayatına dair geçmişe dönük anlatılar görmek mümkündür, hatta romanın ilk üç bölümü Red’in hapse girip çıkması, eşi Guta’yla evlenmesi ve mutant olacağının bilincinde olduğu çocuğunun doğması gibi detaylarla geçer. Filmde gördüğümüz hikâye, yani insanın her dileğini gerçekleştirdiği rivayet edilen, bölgenin içinde bir odada saklı olduğu düşünülen “Altın Top” isimli cisme yapılan yolculuk, kitabın sonlarına doğru gerçekleşir.

Bilim, Sanat ve İnanç

Kitap, Bölge’nin geçmişine odaklanıp okuyucusuna kuvvetle muhtemel Sovyet Rusya’sının şartlarından ilham alınmış distopik ve karanlık bir portre çizerken, Tarkovsky sadece İz Sürücü’ye ve bölgeye götürmek üzere rehberlik ettiği diğer iki karaktere odaklanır. Karakterlerden biri bir bilim insanı, diğeri ise yazardır. İlginçtir ki bu üç karakterin gerçek isimlerini filmde hiçbir zaman öğrenmeyiz, muhtemelen bu, karakterlerin temsil ettikleri farklı düşünce gruplarını vurgulamak için, senaryoda bilinçli olarak yapılmış bir tercihtir.

Stalker - Andrei Tarkovsky

Film, İz Sürücü ve eşi arasındaki diyalogla açılır, anladığımız üzere ana karakterimizin eşi, onu bir daha kaybetmemek için Bölge’ye gitmesini istememektedir. Eşinin ısrarına rağmen bir mekânda rehberlik edeceği iki müşterisiyle buluşan iz sürücü, bu karakterleri önce arabayla, bölgeye vardıktan sonra ise tren raylarında giden bir araçla bilinmezliğe doğru sürükler. Filmin açılışında kullanılan sepya, soluk ve kahverengi renk paleti, Bölge’nin içine girildiğinde yeşil ve mavi odaklı, rengarenk bir palete dönüşür. Renk paletleri arasındaki bu keskin zıtlıklarla film, dış dünya ile Bölge arasındaki çarpıcı farkı bizlere vurgular. Üç karakterin Bölge’ye ulaştığı andan itibaren Stalker filmi, bizlere bilim, sanat ve inanç üçgeni arasında varoluşsal bir sorgulamanın kapılarını aralar.

Stalker - Andrei Tarkovsky

Bölge’nin tam olarak ne olduğunu kimse bilmemektedir, karakterler, Bölge’nin insanlığa bir mesaj, ya da bir hediye olduğunu düşünürler. İz Sürücü, Profesör ve Yazar, Bölge’nin içinde insanın tüm dileklerini gerçekleştiren odaya doğru ilerlerken, iz sürücümüz bir yandan bizlere Bölge adı verilen bu yerin kavranamaz ve sürekli olarak değişen ölümcül tuzaklarla dolu olduğunu anlatır. Aynı zamanda Bölge, sadece hayatı boyunca adı çekmiş, umutsuz, bir dertten muzdarip insanları kabul ediyordur, iz sürücüye göre buraya gelen birçok talihsiz insan kaybolmuş veyahut Bölge tarafından acımasız yollarla yok edilmiştir.

Stalker - Andrei Tarkovsky

Yazar karakteri, söylediğine göre ilhamını kaybettiği için Bölge’ye gelmiştir, yazamıyor olmaktan muzdarip, hassas ve hayal kırıklığına uğramış bir insan portresi çizer filmin başında. Eğer her dileğin gerçekleşeceği odaya ulaşırsa, bu odada sonsuz ilhamı arayacak ve çıktıktan sonra belki de dilediği şana, şöhrete kavuşacaktır. Fakat Bölge’ye girdiği ilk dakikadan itibaren içinde yaşadığı ruhsal çatışmaları, şu sözlerle aktarır:

 Bir insan acı çektiği için, sorguladığı için yazar. Değerli birisi olduğunu hem kendisine hem de diğerlerine sürekli olarak vurgulamak zorundadır. Eğer dahi biri olduğumdan eminsem, neden yazı yazmalıyım ki? Ne için yazı yazmalıyım?

Yazar’ın bu sözleri, bizzat sanat’ın kendisinin ortaya çıkma ve süregelme sebebini açıklar niteliktedir, yönetmen Tarkovsky bir röportajında; “sanatın, kusurlu bir dünyanın ürünü” olduğuna inandığını açıklar. Ona göre mükemmel bir dünyaya erişmemiz durumunda, sanat işe yaramaz bir kavram haline gelir çünkü sanat kusurlu olanı yansıtır, estetiğe ve güzelliğe, neyin ideal olduğuna ışık tutar. Sonuç olarak karakterler bu mekânda, kendilerinden daha üst bir akılla, bir medeniyetle veya adına her ne koyulursa, daha yüce bir varoluşla karşılaştıkları için, ister istemez bir aydınlanma yaşarlar, özellikle yazar karakteri, kendi başarısız geçmişini deşer.

Öte yandan filmde temel bilimleri ve mantığı sembolize eden Profesör karakteri, Bölge’de yaptıkları yolculuk boyunca sessizliğini koruyup arka planda kalsa da Yazar ile tartışmayı da ihmal etmez. Ona göre Yazar, “perişan, beceriksiz bir yazar bozuntusundan, kendisini yarım yamalak eğitmiş kabiliyetsiz bir psikologtan” ibarettir. Profesör, bölgeye gitme sebebini, tüm dünyayı değiştirecek bir ödül almak veya benzeri idealist hedeflerle açıklasa da filmin sonunda anlarız ki kendisi Bölge’yi tamamıyla yok etmek için, yanında 20 kilotonluk bir bomba getirmiştir. Bilimin idealist ve iyilikçi tarafının adeta bir timsali olan Profesör karakteri, suç oranının artmasından, toplumsal huzursuzluktan, askeri darbelerden Bölge’yi, İz Sürücüleri ve tabii ki onların aç gözlü müşterilerini sorumlu tutar. 

Stalker - Andrei Tarkovsky

Şu anda Oda’nın eşiğindeyiz; bu, hayatınızdaki en önemli an. Bilmelisiniz ki en derin isteğiniz, en içten dileğiniz, size en çok acı çektiren, sizi kıvrandıran arzunuz burada gerçekleşecek.

Filmin sonlarına yakın, üç karakter Oda’nın kapısının eşiğindeyken, karakterlerin fikir çatışmaları da doruk noktasına ulaşır. Yazarımız, burada İz Sürücü ve Profesör’ün arasında, tarafsız bir konumda kalır çünkü kendisinin buraya geliş yolunda yaşadığı ruhsal aydınlanma sonrasında, Oda’nın ona sunduğu mucizevi dilek hakkı tamamıyla anlamını yitirmiştir. Mutlu olduğu, ilham bulduğu dakikadan itibaren işe yaramayan bir yazar olacağının farkındadır. Buna karşın, Profesör idealist bir bakış açısıyla inisiyatif alır; böylesine ilahi bir gücün insanlığın kötü emellerine hizmet etmemesi için, Oda’yı ve Bölge’nin geri kalanını yok etmeyi, yani bombayı patlatmayı amaçlar. İz Sürücü ise bu noktada Profesör’ün karşısında yer alır, çünkü Bölge, onun için artık her şey olmuştur. Hayattaki tüm amacını kaybetmiş, umudun yok olduğu bir dünyada sadece insanları mutlu etmek, onlara bir umut, bir inanç aşılamak için Bölge’ye getiren, mutsuz bir evliliği olan kaybolmuş biridir çünkü kendisi. Bölge’nin yok olması, onun gözünde dünyadaki tüm umudun ve inancın sönmesi haline gelir. 

Bölge ve İz Sürücü

Bölge, oldukça karmaşık tuzaklardan oluşan bir labirent gibi, hepsi ölümcül tuzaklar, insanlar etrafta yokken burada ne olup bittiğini bilmiyorum, ama insanlar belirdiği anda, her şey değişmeye başlıyor. Eski tuzaklar kayboluyor, yerine yenileri geliyor, güvenilir yollar aşılamaz oluyor, şimdi kolay gözüken yol, bir anda kelimelerin tanımlayacağı kadar karmaşık bir hale bürünüyor.

Stalker - Andrei Tarkovsky

Zaman ve mekân arasındaki çizgi burada daha bulanık bir hale geliyor; fizik kuralları, bildiğimiz dünyanın işleyişi burada tersine dönüyor. “Bölge” adı verilen bu yer, her ne ise, insanın güvenilir algılarını baştan aşağı değiştiriyor. Film boyunca bu anlamlandırması güç mekân karşısında birbirinden farklı üç karakterin çırpınışlarını hem geçmişlerini hem de geleceklerini sorgulamalarını izliyoruz. Andrei Tarkovsky, nükleer atıklarla dolu, radyoaktif bölge izlenimini vermek için filmin çekimlerinde mekân olarak terk edilmiş bir radyoaktif fabrikayı kullanmıştır, öyle ki bu tercihin yıllar sonra yönetmenin kansere yakalanıp ölümüne sebep olduğu dahi söylenir.

 Daha önce bahsettiğimiz gibi, dünyada hiç kimsenin Bölge’nin ne olduğu hakkında somut bir fikri yoktur, iz sürücünün deyimiyle bölge, “mantıkla kavranması imkânsız olduğu için, sadece hissedilmesi gereken bir yerdir.” Orijinal hikâyede yani Uzayda Piknik romanında uzaylıların dünyamıza bıraktıkları bir atık olarak tanımlanan Bölge, Tarkovsky’nin yorumunda nihai, platonik ve akıl sır ermez, ruhani bir varış noktası hâline gelir; insanın en derin arzularının, en içten dileklerinin gerçek olduğu bu mekân, dinsel bir bakış açısında, Tanrı figürüyle de özdeleşleştirilebilir.

Eğer Bölge’yi ilahi veya tanrısal bir güç olarak yorumlarsak, İz Sürücü karakteri de çaresiz müşterilerini umuda ve ışığa yönlendirdiği için, ister istemez bir Peygamber konumunda yer alır. Kendisi muhtemelen filmdeki en trajik karakterdir ve söylediğine göre İz Sürücülerin Oda’ya girmesi yasaktır, kim bilir, belki kendisi daha önce Oda’ya girmiş ve en derin arzusu hayatı boyunca bir İz Sürücü olarak kalmak olduğu için, buraya sürekli olarak gelmekle yükümlenmiştir. Tarkovsky, Bölge aracılığıyla, Tanrı’nın gerçekten var olduğu, sessizliğini korumadığı ve her dileğin gerçekleşebileceği bir dünyada, insanın neye dönüşeceğini sorgular. 

Tarkovsky’nin Sanat Anlayışı

Stalker umutsuz bir film değil. Herhangi bir sanat eserinin bu tarz bir duygudan ilham alabileceğini sanmıyorum. Sanat, spritüal, pozitif bir anlam içermeli, inancı ve umudu beraberinde getirmeli. Filmimin umudu içermediğini düşünmüyorum, böyle olsaydı bu bir sanat eseri olmazdı. İz Sürücü’nün ümitsiz anları olsa da onları aşmayı başarıyor. Karakterler arasında en çok İz Sürücü’yü seviyorum. O benim en iyi yanlarımı taşıyor ve aynı zamanda en gerçek dışı karakter. Yazar, ki o da bana epey yakın, yolunu kaybetmiş bir adam. Fakat sanıyorum ki ruhsal anlamda yolunu bulmayı başaracak bir noktada. Profesör’ü ise bilmiyorum, oldukça kısıtlı bir karakter ve onunla kendim arasında bir benzerlik aramak istemem.

Andreı Tarkovsky
Andrei Tarkovsky - Stalker Setinde
Andrei Tarkovsky, Stalker Film Setinde

Tarkovsky, Sovyetler Birliği döneminde çektiği filmleri nedeniyle ne yazık ki dönemin rejimiyle sürekli olarak çatışma içerisindeydi. Sanatı ortaya koyuş biçimi, yazıda bahsettiğimiz bireysel vicdani ve metafiziksel temalar, dönemin resmî sanat anlayışıyla çelişiyordu. 1980’lerin başında artık Sovyet Rusyasında istediği özgürlükle çalışamayacağını ön görerek yurt dışına çıktı. Artık “ülkesine dönemeyeceğini” açıkladı ve hayatının son yıllarını vatanından uzakta, sürgünde geçirdi. Onun sanat anlayışında, “hakikâtın aranışı” teması hep merkezde yer aldı, ona göre sinema, hayatın kendi vasıtalarıyla var olmalıydı, yapaylık, süs, gösteriş gibi gerçekliği çarpıtan unsurlardan filmografisi boyunca hep uzak durdu. 

Sinemayı bir dua etme aracı olarak, Tanrı’ya ulaşmak için bir meditasyon yöntemi olarak kullanan, şiirsel sinema denilince akla gelen ilk isimlerden biri olan, Rus Yönetmen Andrei Tarkovsky, röportajlarında belirttiği üzere sanatın amacını “spiritüelliği diriltmek” olarak gördü. Yukarıda yer verdiğimiz sözünde de belirttiği üzere kendisi sanatı ve sinemayı ele alışıyla, tıpkı Stalker filmindeki iz sürücü gibi, materyalleşen, ruhun ve inancın, anlamın kaybolduğu dünyada insanları, kendi izleyicilerini, düşünmeye iyiliğe ve bir çeşit uyanmaya sevk etmeyi amaçladı.

Son Söz

Stalker Son Sahne - Andrei Tarkovsky

Filmin son sahnesinde objektif, başlangıca yani İz Sürücü’nün ailesine geri döner. İz Sürücü, Bölge’ye götürdüğü iki insanın ne kadar inançsız olduklarından, gözlerinin karardığından ve artık hiçbir şeye inanamaz hâle geldiklerinden yakınır. Hatta yaşamış olduğu derin hayal kırıklığından dolayı bir daha Bölge’ye gitmek istemediğini belirtir. Daha sonrasında ise İz Sürücü’nün kızını, masadaki bardakları telekinetik bir şekilde zihniyle oynatırken görürüz. Belki de Stalker filmi bizlere; insanlar her ne kadar inançsız, karanlık ve umutsuz bir geleceğe doğru sürüklense de umudun ve anlamın hâlâ, tıpkı İz Sürücü’nün kızında olduğu gibi, bir yerlerde saklı olduğunu hatırlatır.

Referanslar:

Tarkovsky, Andrey. Mühürlenmiş Zaman. Çevirmen: Mazlum Beyhan, Agora Kitaplığı, 2018.

Strugatski, Arkadi ve Boris. Uzayda Piknik. Çevirmen: Hazal Yalın, İthaki Yayınları, 2018.

Tarkovsky, Andrey. Stalker. 1979

“Stalker.” Cinephilia & Beyond

İlginizi Çekebilir!
İnanç, Korku ve Mizojini: The VVitch