Hayatını 1861-1937 yıllarında Rusya, Roma ve Almanya’da sürdüren Rus yazar, şair, düşünür ve ilk kadın psikanalist Lou Andreas-Salomé bu süre zarfında 15 roman, birçok şiir ve felsefi, psikolojik eser ortaya koymuştur. Din, felsefe ve sanat üzerine eğitim almıştır. 19. yüzyıl Avrupa’sına hâkim olan bilimde erkek egemen anlayışı kırmayı başarmış olacaktır ki eserleri günümüze dek düşünür kimliğiyle ulaşmıştır. Salomé kitaplarında sık sık kadınların ve bireyin özgürlüğünden, kadın erkek ilişkilerinden, evlilik ve aşktan bahsetmesiyle birlikte döneminin feminist yazarlarından sayılabilir. Felsefe, psikanaliz, şiir ve romanlara olan ilgisi ve bilgisiyle Nietzsche’den Rilke’ye, Rilke’den Freud’a kadar dönemin birçok ünlü düşünür, psikiyatr ve şairinin hayranlığını kazanmıştır.

Dönemin baskın erkek egemen ataerkil düşünce yapısına ve kadının bu 19. yüzyıl düşünsel üretim ortamından izole edilmeye çalışılmasına rağmen bir kadın olarak düşünce dünyasında kendini var etmiş, modern kadının adeta bir portresini çizmiş ve onu görünür kılmaktan bir korku duymamıştır. O dönemde çağdaşlarından farklı özgün düşünceleri ile hem dönemin sanat ve bilim insanlarının hayranlığı kazanmış hem de günümüze dek ismini ve eserlerini bir iz olarak bırakmayı başarmıştır. 19. ve 20. yüzyılın çağına meydan okuyan entelektüellerinden olan Salomé, çalıştığı alanlardan biri olan kadın ve cinsellik konusunu aldığı sanat, din ve felsefe eğitimleriyle destekleyerek disiplinlerarası eserler ortaya koymuştur. Bu noktada Salomé’nin feminist düşünce için oldukça önemli bir yapı taşı olduğu da söylenebilir.
Salomé, çalışmalarında varoluşsal durumlarla, kimlik ve özerklik sorunlarıyla uğraşmıştır. Benliğin ve bireysel özgürlüğün önemini vurgulamış, toplumsal normlar ve kısıtlamalardan bağımsız olarak kendi arzularını ve hedeflerinin peşinde koşmanın savunucusu olmuştur. Kimlik üzerine yazıları, kendini keşfetme ve tanıma yolculuğuna teşvik eder niteliktedir. Freud ile olan yakın çalışmalarının da etkisiyle, insan duygularının ve arzularının karmaşıklığı, bilinçaltının evrimleşen doğası hakkında da düşüncelerini paylaşmıştır. Düşünürün önemli eserlerinden “Ruth”, feminist temanın keşfine bir örnek sunarken; kadın kimliği, toplumsal beklentiler, bireysel arzular ve toplumsal normların kadın üzerindeki kısıtlayıcılığına değinmiştir. Salomé, otobiyografik bir eser olarak kabul edilen “Arayışlar” kitabında ise entelektüel yolculuğunu ve döneminin önemli figürleriyle olan ilişkilerine bir bakış sunmuştur. Arayışlar, Salomé’nin sadece dışarıdan görünen yaşamının değil, aynı zamanda iç dünyasının, düşüncelerinin, duygularının ve dönemin önemli entelektüel akımlarıyla, kişileriyle olan etkileşimlerinin de bir aynası mahiyetindedir.
Gerçekten bize ait olan bir şeyi Adine, hiç kimse elimizden alamaz. Gerçekten bize ait olan, er veya geç bizim olur. Bu yüzden, senindi benimdi cinsinden bütün hasisçe kaygılar değersizdir. Yapmamız gereken tek şey yolumuza devam etmektir; bize ait olan birlikte gelir, bizimle yürümeyeninse”… “bizi durdurmasına izin vermemeliyiz.
Lou Andreas-Salomé, Arayışlar
Salome ve Tarihte İz Bırakan İlişkileri
Hiç kimse senin hakkında benim kadar iyi ama aynı zamanda kötü şeyler düşünemez.
Nıetzsche’den Lou Andreas-Salome’ye (Irvın D. Yalom, Nıetzche Ağladığında)

Burjuva bir aileden gelen Salomé üniversiteyi bitirdikten sonra Roma’ya gider ve burada ünlü Alman filozof Friedrich Nietzsche ile tanışır. Kısa süre içinde Nietzsche, Salomé’ye ve onun düşüncelerine âşık olur. İddiaya göre Nietzsche bu kısa süre içinde Salomé’ye evlenme de teklif eder ancak Salomé’den aldığı ret ile kadınlardan nefret etmeye başlar. Amerikalı psikiyatrist Irvin David Yalom’un, bu aşktan doğan nefreti konu alan Nietzsche Ağladığında kitabının da Nietzsche’nin Salomé tarafından aşkına karşılık alamayınca girdiği bunalımın konu edildiği söylenir. Bir başka iddiaya göre Nietzsche’nin ünlü Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabını da Salomé’den esinlenerek 10 gün içinde yazmıştır. Hatta Nietzsche’nin kitabında Übermensch (üstinsan) kavramını da yine Salome’den etkilenerek ortaya koyduğu iddiası da vardır.
En lezzetli tadı aldığımız zaman, yememek için durdurmalıyız kendimizi. Çok iyi bilirler bunu uzun zaman sevilmek isteyenler.
Nıetzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt
Lou Andreas-Salomé, 1887 tarihinde bir başka aşığı olan Carl Friedrich Andreas ile bir evlilik yapar ve bu evlilik Andreas’ın ölümüne dek sürer. Her ne kadar Lou Andreas-Salomé, bireyin ve daha spesifik olarak kadının özgürlüğünü, evlilikten önde tutuyor olsa da Carl Friedrich Andreas’ın, Lou Salomé’nin kendisiyle evlenmezse kendini öldüreceği tehdidi karşısında zorla evlenmeyi kabul etmiştir. Ancak evlilik yalnızca kâğıt üzerindedir ve hatta evli çiftin evlerinin bile ayrı olduğu rivayet edilir.

Daha sonra Salomé, kendisine âşık olan Avusturyalı şair ve yazar Rainer Maria Rilke’yi fark eder. Salomé’nin Rilke’den on beş yaş büyük olması nedeniyle Rilke’nin ona yalnızca bir aşk değil, aynı zamanda derin bir hayranlık ve arkadaşlık da beslediğini söylemek mümkündür. Bu entelektüel hayranlık o kadar büyük olacaktır ki Rilke ön adını Salomé’nin önerisiyle Rene’ye göre daha güçlü ve erkeksi olduğu, Rilke’nin sanatçı kişiliğine daha uygun olduğunu düşündüğü için değiştirip “Rainer” yapacaktır. Tüm bu hayranlığı ve derin entelektüel aşkı yansıtan Rilke ve Salomé arasındaki mektuplaşmalara rağmen Lou Andreas-Salomé, Rilke’yi de reddetmiştir.
Gözlerimi çıkart, seni görebilirim
Kulaklarımı tıka, seni duyabilirim
Ayaklarım olmadan sana kadar yürüyebilirim
Dudaklarım olmadan bile seni çağırabilirim
Kollarımı kes, seni tutabilirim
Bir el gibi yüreğimle kalbimi çıkar al, beynim çarpar
Eğer beynimi ateşe verirsen
Seni kanımda taşırım.
Raıner Marıa Rılke, Seni Kanımda Taşırım
1910’lu yıllarda Salomé, Freud ile tanışmasıyla psikanalize ilgi duymaya başlar. İkili arasında kurulan entelektüel dostluk psikanaliz üzerine 25 yıl boyunca mektuplaşmalarıyla devam eder. Bu mektuplaşmalar sonucu edindiği bilgilerin etkisiyle ve katıldığı kongrelerle Lou Andreas Salomé, dünyanın ilk kadın psikanalisti olur.
Önemli olan hayat inancının özsel ve yaşamsal olarak mevcut olmasıdır ki, onun vasıtasıyla hayatta kalırız.
Salome’nin Freud’a Yazdığı Bir Mektuptan

Kesinlikle kendi hayatımı yaşayabilirim. Ve ne olursa olsun bunu yapacağım. Böyle davranarak hiçbir ilkeyi temsil etmiyorum; ama çok daha güzel, benim içimde olan bir şeyi, tamamen yaşamın sıcaklığı olan, neşe dolu ve kaçıp gitmeye çalışan bir şeyi temsil ediyorum.
Lou Andreas-Salomé