Basalım Tüm Zillere, Kaç Nora Ses Verecek Görelim

Nora 2, Henrik Ibsen'ın ünlü eserinden ilham alarak Nora'nın ailesini terk etmesinin ardından yaşananları inceleyen bir devam oyunu niteliğinde. Nora'nın cesaret dolu adımları, kadınların toplumsal beklentilerine ve kişisel özgürlük arayışının sonuçlarına odaklanıyor; ataerkil topluma önemli bir eleştiri getiriyor.
Nora 2 Kapak Görseli

Bazen tiyatro sahnesi bazense sinema perdesi. Kimi zaman okuduğumuz kitap, kimi zamansa hayatımızdan gelip geçen herhangi biri. Bizi, umulmadık anda gafil avlar dile getirdiği birkaç cümleyle… 

Ağaçta duran kuş, dalın kırılmasından hiç korkmaz. Onun güvendiği ağaç değil, kendi kanatlarıdır.

Henrık Ibsen

1879 yılında Henrik Ibsen tarafından yazılan üç perdelik tiyatro oyunu Bir Bebek Evi (Nora)içinde bulunduğu dönemin çok ilerisinde hayat görüşü, toplum tahlilleri ve tespitleriyle tepki almış ve yasaklanmış olsa da aradan geçen bir buçuk asırlık zaman dilimi, hâlâ daha söylenmemiş sayısız sözü saklı tuttuğunu ve Nora’nın bugün bile azınlık olmadığını ispatlıyor. 2017 yılında Lucas Hnath tarafından devamı kaleme alınan oyun, Nihal G. Koldaş çevirisi ve Saim Güveloğlu yönetmenliği eşliğinde Nora 2 olarak yepyeni bir serüvene yelken açmış durumda.

Nora 2 Afiş

Bahçe Galata yapımı oyunda Nora’nın çıkıp gittiği kapıdan tekrar içeri girmesiyle başlıyor oyun. Kendi elleriyle tuz buz ettiği sırça köşküne tıpış tıpış geri dönmesi özlem mi yoksa pişmanlık mı, diye düşüne duralım; Nora farkına vardığı gerçeklerin olgunlaştırdığı birey olmaktan vazgeçmeyeceğini, çocuklarını büyüttüğü için minnet duyması beklenen Anne Marie’nin karşısında haykırmaktan geri kalmıyor. Öyle ya, bıraktığı bebek evi, ona biçilmiş rolleri ezbere canlandırdığı bir tiyatro sahnesinden farksız değildi. Gitmeden önce kocası Torvald’e “Geri­ye dönüp baktığımda; sanki burada bir dilenci gibi eline baktığımı görüyorum. Sırf sana birtakım oyunlar oynayarak yaşamışım” deyişi hayatının özeti gibiydi.

Nora 2, Ibsen’in resmettiği dünyanın içerisindeki kadına sadık kalarak ve güçlü çatışma unsurlarıyla çığ gibi büyüyerek hız kesmeden yoluna devam ediyor. Onu ilk tanıdığımızda, suda eriyen vitamin misali toplumun dağıttığı rollerden payına düşeni almış, kişiliğini unutmuş, kaybolduğunun farkında olmayan birisiydi Nora. İlk oyunun sonundaki aydınlanışla birlikte, hayatındaki tüm prangalardan kurtularak, ailesini gözünü kırpmadan arkada bırakmıştı. Hnath da bu gerçeği görmezden gelmiyor. Seyirci, suyu içince alıyor vitaminin tadını. Erimiş, görünmüyor ama tadını hissetmemek olanaksız. Demek ki Nora var olmayı başarmış. Şimdi sıra diğer Nora’larda.  

Neredeyse dekorsuz ve tek mekânda sahnelenen oyun, seyirciyi bir evin hatta tek odanın içine hapsediyor. En az sahnedeki karakterler kadar izleyiciler de oturdukları yerde gerilimi iliklerine kadar hissediyor. Temponun beslendiği ana kaynaksa, diyaloglara döşenen mayınlar. Zira Nora 2, olay örgüsünden değil, tamamen çatışmadan beslenen bir oyun. Çok fazla ikirciklik durum söz konusu ve taraf tutmanın zor olduğu ancak dürüstlüğün kolayca su yüzüne çıktığı diyaloglar, dikkatin dağılmasına olanak tanımıyor. Sürekli tartışmaya açık, kafa yormanıza neden olan bir durum illa ki var ve bu, oyun bittikten sonra da devam ediyor. Haklıyı haksızı bir kenara bırakıp “Ben … yerinde olsaydım…” ile başlayan cümlelerle boğuşmanız, Nora’nın evine hoş geldiğinize işaret. 

Erkeklerin dünyasında, hegemonya altında tek başına özgürleşmekle yetinmeyen Nora, bütün kadınların aydınlanması için uğraş verirken, yine otorite sahiplerinin canını yakıyor. Şüphesiz ki erk sahipleri için büyük tehdittir anne rolünü ezbere giymekten vazgeçen her kadın. Sadece özgürce yaşamayı isteyen Nora, kocası Torvald’ın çıkarları gereği pençeye dönüşen ellerinden kurtulabilmek ve güzel kızı Emmy’nin daha rahat yaşam için babasının yalanlarına ortak olmasını engellemek adına yalvarmak zorunda. Ama diz çökmeyi, muhtaç olmayı bırakalı uzun zaman oldu. Başının çaresine bakmayı, bir kez daha minnet etmeye yeğliyor.

“The Lost Daughter” filminde Olivia Colman’ın, annelik sorumluluğuyla olmak istediği kişi arasında sıkışıp kalması, Nora’nın yaklaşık yüz elli yıl sonra değişen dünyanın değişmeyen kurallarıyla öğütülmüş, farklı formdaki hali olarak değerlendirilebilir. Diğer taraftan Han Kang’ın Vejetaryen romanındaki, hayatını çevreleyen duvarları bir gecede yıkmaya karar veren kadının evvela kocası, sonra ailesi, akabinde bütün toplum tarafından psikolojik şiddetle karşılaşması, Nora’nın ruhunu nesilden nesle aktardığını ve farklı ülkelerde, bambaşka toplumlarda mücadeleye devam ettiğini net biçimde gözler önüne sermektedir.

Nora 2 - Tülin Özen

Oyunun ilk saniyesinden son anına kadar sahneyi hiç terk etmeyen Tülin Özen, Nora’nın zihni ile kalbini yakınımızda tutuyor hep. Zira oyundaki tek dürüst, cesur ve sonuna kadar şeffaflığını koruyan karakter o. Daha ziyade aklı ön planda tutan, duygularına bir an bile yenilmeyen bir kadın. Gücünün farkına varmış, destek aramadan düşünceleri ve yetenekleriyle hayatını kazanma yolunu tutmuş birinde olması gereken soğukluğuyla Noralaşan Tülin Özen, etrafımızdaki sayısız Nora’ya da başarıyla tercümanlık ediyor.

Nora 2

Tansu Biçer ise Torvald’in ikiyüzlü tarafını ön plana çıkarmadan, daha ziyade buruk bir koca tavrıyla bütünleşmiş ki bu, Nora 2’nin çatışmadan beslenen doğası için biçilmiş kaftan diyebiliriz. İzleyiciyi yanına çekmeyi başardığı her an, Nora’yı da sorguluyoruz ve bu, kimseye kolay kolay hak verememe durumunu sağlıyor. Zira Torvald, toplum baskısını her şeyin üzerinde tutan, üzerine giydirilmiş koca rolünü oynamanın dışına çıkmaktan ürken bir eş. Savunduğu tek argüman ise Nora’nın en kutsal görevine ihanet etmesi.

Senin için seve seve gece gündüz çalışabilirdim. Her türlü üzüntüye, sıkıntıya göğüs gerebilirdim. Ama kimse sevdiği uğruna onurunu feda etmez.

diyen bir eşe verilecek en düşündürücü cevap yine Nora’nın dudaklarında gizleniyor: 

Yüzlerce, binlerce kadın yapıyor bunu.

Nora 2’nin teraziyi, seyircisinin yüreğine yerleştirdiği su götürmez bir gerçek. Üstelik her karara saygı duyacak kadar da adil. Finalin Nora’nın ruhuna uygun, çok cesur ve özgür bir ruhla yapılması şaşırtmıyor. Ve bir kez daha açılan kapı, elbette yepyeni bir hikâyeye önayak olacağının müjdecisi.

Nora 2’yi seyretmekten öte, evvela onunla yüzleşmeli. Kapı zillerine tek tek basmalı. Her evden bir Nora çıkıyorsa şayet… İyi seyirler!

İlginizi Çekebilir!
Berkay Ateş: Çok Yönlü Bir Sanatçının Portresi