Kalabalığın Ruhu Kaç BPM?

İnsanların çoğu konser, festival gibi kalabalık alanlarda ne yapacağına etrafı izleyerek karar verme eğilimindedir. Alan boşsa henüz takip edilecek kimse yok demektir. Öyleyse bir konserde ilk hareket eden kimdir? İçeri adım attığı an ayağıyla tempoyu yakalayan kişi mi, yoksa başını sallayarak ritim tutmaya başlayan biri mi?
KELIS - MIX Festival

Cevap hangisi olursa olsun, 6 Kasım’da Zorlu PSM’de MIX Festival onuncu yılını gerçekleştirecek. Kelis’ten Saint Etienne ve Sleaford Mods‘a, Derya Yıldırım & Grup Şimşek’ten Islandman’e kadar uzanan bu geniş yelpazede pop ve R&B’nin tanıdık melodileri, punk müziğin itirazcı tavrı ve elektronik müziğin enerjisi bir araya gelecek. Peki siz orada olacak mısınız?

Her etkinlikte aradan biraz zaman geçtikten sonra hareketler birbirine, insanlar atmosfere karışır. O anda gelen bir drop ile yaşanan ortak deneyim, konuşmanın yerini alır ve aynı beat’te dans eden insanlarda “biz” hissi kendini göstermeye başlar. Sosyal psikolojideki ortak grup kimliği bize şunu söyler: Böyle anlarda yabancıların birbirine karşı hissettiği “bizden biri” çekimi yoğunlaşır. Belki herkes tam anlamıyla aynı hisse kapılmaz ama farklı insanları aynı an’da birleştiren bu çekim başladığında kalabalığın ritmi doğmuş olur.

MIX Festival

Gecenin ruhuna eşlik etmek için illa dans etmek gerekmez. Nakaratı söylemek ya da bir yükseliş anında bağırmak da ritme katılmanın bir yoludur.  Bazen kalabalık ritmi takip eder, bazen de kalabalığın kendisi ritmi üretir. Duyduğumuz sesler aynı olsa dahi her insandaki işleyişin kendine ait bir parmak izi vardır. Birinin hareketi diğerine ipucu verebilir; ses, ışık ve sahnedeki değişiklikler kalabalığın dikkatini aynı yöne çekebilir. Bu noktada ritim, duyulan veya dinlenen olmaktan çıkıp hissedilen bir gerçekliğe dönüşür. O andan itibaren BPM’ler gecenin referans noktasını vuruşlara taşır, dakikaları saniyelere çevirir. Bu vuruşlardaki ritmik etki tüyleri diken diken eder. Hemen hemen hepimizin arkadaş çevresindeki o “bunları biliyor musunuz kişisi” sohbete katılsaydı bahsettiğimiz hissin “Frisson” yani “estetik ürperti” olduğunu söylerdi. Ürpertiyi hissedenlerin işitsel duyuları ile duygusal derinliği arasındaki bağların daha yoğun olduğu söylenir. Bu doğruysa ve siz de duyularıyla değil duygularıyla dinleyen biriyseniz; WhoMadeWho setinde beklenmedik bir geçişte, Sleaford Mods’un tekrara yaslanan ritminde vokalin yükselmesiyle veya Saint Etienne parçasında yüksekten giren bir notada daha ilk saniyede beyniniz bunu beklenmedik bir sürpriz olarak algılayacak ve ödül olarak vücuduna güçlü bir dopamin patlaması yaşatacak. Ama tüm ödüller son kullanma tarihiyle gelir. Sonuçta hepimizin günlük hayattaki kimliği; benimsediğimiz rollerin, çoğumuzun pek de umursamadığı bir statünün ve -tüm ironisiyle- üzerinde kontrol gücümüzün olmadığı kontrol mekanizmamızın üzerine kuruludur.

Sleaford Mods - MIX Festival
Sleaford Mods

Bir kalabalığı bir araya getiren her zaman aynı müzik zevki, aynı yaş veya aynı geçmiş olmuyor. Aynı etkinliğe bile farklı beklentilerle gelebiliyor insan. Kimi dans etmek, kimi yalnızca dinlemek, kimi ise yeni bir şey keşfetmek için orada olmayı tercih eder. Birlikte hareket etmek demek, aynı olmak anlamına gelmez. MIX Festival gibi çoklu seslerin buluştuğu bir etkinlikte bu yapılar her zamankinden biraz daha kolay çözülmeye başlar ve herkes kendine daha yakın bir versiyona geçer. Öyleyse buradaki en büyük benzerliğe, farklılıkların bir süreliğine de olsa aynı yerde buluşması yani çok sesli bir festival olması diyebiliriz.

Saint Etienne
Saint Etienne

Tek Kalabalık, Birden Fazla Frekans: MIX Festival

Elektronik müzikte insanın kendini bırakmasıyla, punk’ın sertliğine karşı tutulan ritim nasıl aynı olmazsa, tepki veren bedenlerdeki hareketler de aynı şekilde olmaz. Olumsuz gibi duran bir önceki cümle aslında ne kadar da olumlu değil mi? Her kişinin ve tarzın özelliğini kendi dilinde dışa vurması, farklı dans hareketlerine sahip iki kişinin aynı parçada bağırması, daha önce hiç kurulmamış bir yakınlığın o sanatçıda kendini göstermesi; o an’a özeldir.

WHOMADEWHO
WhoMadeWho

Farklı müzik türleri içeren MIX Festival’in her performansı, dinleyicinin kendi zevkiyle sınırlarını yeniden çizmesini, beklenmedik karşılaşmaların mümkün olduğunu ve kalabalığın ortak dilinin ne kadar hızlı değişebileceğini gösterir. Bir hava da alıp gelse, sesi de takip etse, hepsi aynı atmosfere kendine has ifade biçimlerinde katılır. Herkesin birbirinden farklı olma ihtimalinin yüksek çıkması çok olası. Neden dersen? Neo-Turkish psychedelia olarak tanımladıkları tarzlarıyla Islandman’i, geleneksel Anadolu ezgilerine özgün bir yorum getiren Derya Yıldırım & Grup Şimşek’i, enerjik house-pop sound’uyla Fransız üçlüsü Dov’è Liana’yı, elektronik sesleri afro-diasporik ritimlerle harmanlayan topluluk olan Egosex’i, deneysel bir yaklaşım sunan sahne performansıyla Dumbo Gets Mad’i, house seçkilerini yaratıcı edit’lerle sunan Koffein Club Radio ve daha fazla sürpriz isim içermesiyle birçok genre’yı bünyesinde toplayan MIX Festival; bu sene tek güne sığan dopdolu programıyla çıtayı yükseltiyor.

MIX Festival

Gece bitmeden küçük bir evre daha yaşanacak. Çıkış kuyruğunda bazıları arkadaşlarını bulmaya çalışacak, bazıları taksi bekleyecek, bazıları da bir sonraki mekânı konuşacak. Belki gecenin en uzun muhabbeti müzik bittikten sonra başlayacak. Ortak ritmi oluşturup, ortak bir dil kurmaları hafızalarında yer edinecek.  Birkaç saat boyunca aynı ritimde buluşanlar çıkışta birbirlerinin isimlerini unutsalar da ertesi gün her şeyi renksiz ve sessiz olarak adlandırsalar da; aynı anda hareket etmeleri, aynı şarkıya eşlik etmeleri ve aynı kalabalıkta var olmaları değişmeyecek.

Peki sizce MIX Festival’in ruhu kaç BPM olacak? Merak ediyorsanız orada yerinizi almalısınız.

İlginizi Çekebilir!
Kültürlerarası Bir Köprü: İstanbul Tiyatro Festivali