Elli yaşında Amerikalı bir aile ergenlik çağındaki kızlarıyla birlikte 1952 yılında Fransa Le Havre’a gemiyle geldi. Fransa, 1890’ların siyasi çalkantıları ile Birinci Dünya Savaşı arasındaki barış dönemi olan La Belle Époque’u yaşıyordu. Sylvia Beach’in 1916’nın sonunda bu şehre tekrar gelişi, Paris’te yaşayan bir Amerikalı olarak sürecek uzun hayatının başlangıcını işaret ediyordu. Bu yolculuğun en önemli aşamalarından biri ise hayat arkadaşı olacak Adrienne Monnier ile tanışması ve Shakespeare & Company‘ydi.

Her Şeyin Başladığı Yer: 1919 Paris’i
Shakespeare and Company’nin kapıları 17 Kasım 1919’da açıldı. Ateşkesten bir yıl sonra ve Joyce’un Paris’e gelişinden sekiz ay önce. Sylvia Beach, o soğuk Kasım sabahında, ilerleyen yıllarda “hacılar” diye adlandıracağı kaç Amerikalı edebiyat yolcusunun Paris’i ve onun dükkânını dolduracağını o sırada tahmin bile etmiyordu.

Yirmi yılı aşkın bir süre boyunca bu kitabevi, modern edebiyatın seyrini değiştirdi. T.S. Eliot, André Gide, Ernest Hemingway, Ezra Pound, F. Scott Fitzgerald, Gertrude Stein ve 1920’ler ile 1930’ların Paris’ini dünyanın kültürel başkenti hâline getiren diğer pek çok kadın ve erkek… Bu edebiyat yolcuları kişisel ya da sanatsal anlamda kayıp bir kuşak değildi. Gerçek hacılar gibi, bir arayıştaydılar. Shakespeare and Company de onların ibadet yeriydi.
Kitapçının açılışından aylar sonra Beach hızla tanınan bir kişilik hâline geldi. İki yıl içinde edebiyatı yönlendiriyordu. Altı yıl içinde ise Eugene Jolas’ın sözleriyle, muhtemelen Paris’in en tanınmış kadını, modern edebiyatın Sylvia Beach’i olacaktı. 1919’dan 1941’e kadar Shakespeare and Company; avangardın ünlüleri ve yakında ünlü olacakların bir buluşma yeri, bir kulüp, bir sığınak ve okuma salonuydu. Her şeyin başında ise küçük yapılı ama enerjik bir Amerikalı kadının becerikli ve inatçı elleri vardı.
Joyce ile İlk Karşılaşma

Beach, James Joyce ile 1921 yılında bir davette tanıştı. O sırada Joyce zaten tanınmış bir yazardı; ancak Ulysses için hazırladığı el yazmasını yayımlatmayı başaramamıştı.
Bu, o büyük James Joyce mu?’ diye endişeyle sordu.
The Golden Moments of Parıs: A Guıde to the Parıs of the 1920s Adlı Kitaptan
Joyce, “‘James Joyce,’ diye yanıtladı ve ‘gevşek, kemiksiz elini benim sert, küçük pençemin içine bıraktı.
Sekiz yıl önce başladığı, erken dönemde kısmen yayımlanan, Amerika’da yeterince zeki bulunmayan ve müstehcen bulunarak basılmayan bu destansı roman sonunda Sylvia Beach tarafından yayımlanacaktı. Neyse ki dizgiciler İngilizce el yazmasını okuyamıyordu!
2 Şubat 1922 tarihinde Dijon’dan gelen trenden baskıları alan Beach on bir ay önce Joyce’a Ulysses kitabını basacağına söz verdiği kitabın bir kopyasını Joyce’un 40. yaş gününde vermeyi başardı.

Kriz Yılları ve Kapanış

Shakespeare and Company, 1930’ların büyük buhranı boyunca mali zorluklar yaşadı; kitapçı, yılda 200 frank ödeyerek dükkânda düzenlenen okuma etkinliklerine katılan aboneler ve varlıklı dostlar tarafından desteklenerek varlığına devam edebildi. Bu iki yıl boyunca okumalara katılan Fransız ve Amerikalı yazarların ünü, dükkâna önemli ölçüde ilgi çekilmesini sağladı. Shakespeare & Company, Paris’in düşüşünden sonra da açık kalmayı sürdürdü; ancak 1941’in sonuna gelindiğinde Beach, kitaplarını 12 rue de l’Odéon’da üst kattaki boş bir dairede sakladı ve dükkânı kapatmak zorunda kaldı. Ernest Hemingway, 1944’te dükkânı sembolik olarak bizzat “özgürleştirdi”, ancak kitapçı bir daha açılamadı. Beach, 1962’deki ölümüne kadar Paris’te yaşamaya devam etti ve Princeton Mezarlığı’na defnedildi.
İsmi Yaşamaya Devam Ediyor: Whitman Dönemi
1951 yılında, bir başka Amerikalı olan George Whitman, Paris’te 37 rue de la Bûcherie adresinde kendi kitapçısını açtı. Whitman, Sylvia Beach’in özgün dükkânını örnek almayı umarak Le Mistral’i kurdu ve Beach, 1962’deki ölümünden önce bu simgesel kitapçıyı ona miras bıraktı. William Shakespeare’in 400. doğum günü olan 1964’te Whitman, dükkânın adını Shakespeare & Company olarak değiştirdi ve böylece dünyanın en ünlü kitapçısını resmen yeniden Paris haritasına yerleştirdi.
Bu kitapçıyı bir adamın roman yazdığı gibi yarattım, her odayı bir bölüm gibi inşa ettim ve insanların kapıyı bir kitap açar gibi açmalarını seviyorum, hayal güçlerinde sihirli bir dünyaya açılan bir kitap gibi.
George Whıtman
Bugün Shakespeare & Company hâlâ Paris’te, Notre Dame Katedrali’nin tam karşısında yer alan 37 rue de la Bûcherie adresinde bulunuyor. George Whitman, 2011 yılında 98 yaşında hayatını kaybetti. Tek çocuğu Sylvia Beach Whitman, 2002’den beri kitapçıda çalışıyor ve 2006’dan bu yana bizzat başında durmaya devam ediyor. En önemli özelliklerinden biri, 1951’de dükkân açıldığından bu yana, kitap raflarının arasına sıkıştırılmış yataklarda 30.000’den fazla insan uyumasına imkân veren yaklaşımları olmuştur.

Be Not Inhospitable to Strangers Lest They Be Angels in Disguise
(Yabancılara karşı misafirperver olmaktan kaçınmayın; melek kılığında olabilirler)
Girişin Üzerinde Yazan Motto
Bir Mirasın Ardından
Her ne kadar özgün kitapçı artık var olmasa da Shakespeare & Company adı dünya çapında saygı ve bitmeyen bir merak duygusu uyandırmaya devam ediyor. Yaratıcı ve sahibi olarak yazdığı Shakespeare and Company adlı kitabında Sylvia Beach, döneme damgasını vuran kişi ve mekânları son derece samimi bir biçimde yansıtarak Paris’te yaşayan Amerikalı sanatçıların içinde bulunduğu çok katmanlı ve ilham verici atmosferin etkileyici bir portresini sunuyor.

Sylvia Beach’in dönemi, yalnızca bir kitapçıdan ibaret değildi, toplumsal bir hareketi de sembolize ediyordu. 1951’de George Whitman tarafından açılan ve adını Beach’in kendisinden hediye olarak alan yeni dükkân da toplumsal hareketin sembollerindendi ve elbette yine dönemin ünlü kalemlerini kendine çekmişti; James Baldwin, Allen Ginsberg, Anaïs Nin ve Bertolt Brecht’in hepsi bu kapıdan içeri girmişti. Ancak yine de o zamanın ruhuyla aynı olması mümkün müdür?