Sinemada Yabancılaşma
Sen Aydınlatırsın Geceyi filminin ana karakteri Cemal’in sık sık motoruyla ağır çekimde yol aldığı sahnelere Mreyte Ya Mreyte şarkısı eşlik etmektedir. Ancak bu sahneler her seferinde müziğin aniden kesilmesiyle seyirciyi sahneye yabancılaştırır ve seyirci filmin içinde olmadığını fark eder. Filmin yönetmeni Onur Ünlü, Cemal’in ağır çekimde motorla ve müzik eşliğinde devam eden yolculuk sahnesini her seferinde kasıtlı olarak aniden kesmektedir. Burada yönetmenin amacı tıpkı filmdeki karakterlerin hissettiği yabancılaşmayı, seyircinin de farklı bir pencereden hissetmesi, yani seyircinin rahatsız olması ve yabancılaşmasıdır. Filmde her karakterin bir “gücü” vardır ancak bu o kadar olağandır ki karakterler kendi güçlerine dahi yabancılaşmaktadırlar. Filmin Manisa’nın Akhisar ilçesinde çekilmiş bir film olması ile içinde barındırdığı absürtlükler, seyirciyi de filme yabancılaştırmaktadır. Bu nedenledir ki seyirci hiçbir zaman tam olarak filmin içinde hissetmez, yönetmenin yaptığı ani geçişlerle sık sık bir film izliyor olduğunun farkına varır.
Diğer bir yandan filmde karakterlerin bulundukları mekanlar arsındaki geçişler, bütünlükten uzaktır. Böylece Sen Aydınlatırsın Geceyi filminin yönetmeni Onur Ünlü, mekanlar arasında yapılan kopuk geçişlerle bir kez daha seyirciye, tıpkı filmdeki karakterlerin de yaşamış olduğu bir yabancılaşmayı yaşatma hedefindedir. Aslında film, kurgusundan sahne geçişlerine, kamera açılarından karakterlerin diyaloglarına, siyah beyaz bir film olmasına kadar başından sonuna kadar seyircilerden karakterlerin yaşadığı yabancılaşmaya odaklanmasını ister.
Geçen kuşu vurdun ya sen, o kuş hani vardı ya, yok ya artık. Annemler de yok. Kardeşlerim… Vardılar da hep, yoklar ya şimdi? Biz buradayız. Biz olmasaydık, ne olacaktı? Ne olacaktı o zaman?
Sen Aydınlatırsın Geceyi, Onur Ünlü, 2013
İnsan Endişeden Yaratılmıştır
Filmin başlarında Cemal’in anahtarını evde unuttuğunu fark edip duvardan geçerek anahtarını almasıyla filmin fantastik yönü ortaya çıkar. Daha sonra bu karakter bileklerini keserek intihar girişiminde bulunduktan sonra dükkâna para bozdurmaya gelen müşteriye kanlı paraları verir. Filmin akışındaki tüm bu fantastik olaylar o kadar sıradandır ki hiçbir karakter bu ‘absürt’ olaylara tepki vermez. Filmin başından sonuna kadar karakterlerde bir kayıtsızlık vardır. Bu kayıtsızlıkla ilgili filmin yönetmeni Onur Ünlü, filmde her bir karakterin bir süper gücü olmasına rağmen oluşan bu sıradanlığı, insan olmanın doğal bir sonucu olan endişe ile açıklar. Bu nedenledir ki filmin kapağında da Atinalı filozof Euripides’in ‘’insan endişeden yaratılmıştır’’ sözü, tüm filmi açıklar niteliktedir. Onur Ünlü, Sen Aydınlatırsın Geceyi filmi üzerine yaptığı bir konuşmada, tıpkı filmdeki her karakter gibi Cemal karakterini de ‘’derdi, bilgi dağarcığından daha büyük’’ sözleri ile betimler.
Film her ne kadar fantastik bir film olarak geçse de filmdeki karakterlerin hiçbirinin süper güçlerini iyilik veya kötülük amacıyla, hatta herhangi bir amaçla bile kullanmadığı görülür. Çünkü karakterlere hâkim olan endişe, bu süper güçleri bile baskılamaktadır. Gündelik yaşamda kullanılan ‘içi kan ağlamak’, ‘kanlı para’, ‘üzerine gökten taş yağması’ gibi söylemlerin, filmde somutlaşmış ve düz anlamlarıyla kullanılması filmin yadırgatıcı yanını güçlendirir, aynı zamanda edebi bir gösteri olduğunu da kanıtlar.
Filmin senaristi, yapımcısı ve yönetmeni Onur Ünlü ’nün ‘’Ah Muhsin Ünlü’’ mahlasıyla yazdığı şiirlerden esinlerin filmde de kullanıldığı, filmin absürt gelişimine rağmen olağanlığını koruyabilmesi ile görülür ve filmin edebi boyutunu da güçlendirir. Döneminin sıra dışı sinemacılarından olan Onur Ünlü’nün Sen Aydınlatırsın Geceyi filmi, her sahnesinin bir fotoğraf karesi olması ile de yönetmenin disiplinlerlarası bağ kurma cesaretini de kanıtlar niteliktedir.

Filme adını veren William Shakespeare’ın ait Sen Aydınlatırsın Geceyi isimli şiiri, filmde yine Shakespeare’a ait Romeo ve Juliet oyunundaki merdiven sahnesine gönderme yaparak Cemal’in şiiri okuması ile film ve şiiri tek potada eritir:
Yarayla alay eder yaralanmamış olan. Bak nasıl da sararıp soluvermiş Tanrıça kederlerden. Sen çok daha parlaksın çünkü. Sen tüm göklerdeki yıldızların ilki. Sen aydınlatırsın geceyi…
Wıllıam Shakespeare

Fakat Romeo ve Juliet oyununun aksine Cemal’in aşkını ifade eden bu şiir, kadının kusarak tepki vermesiyle cevap bulur… Burada Onur Ünlü, yine yadırgatıcı bir tavırla mecazdan uzak ve absürt bir anlatımla Cemal’in aşkının mutlu sonlu olmayacağını ve karşılık bulmayacağını bize anlatır. Sonrasında Cemal aşık olduğu eşine ulaşmak için film boyunca ilk defa süper güçlerini kullanarak zamanı durdurmak istese de başarılı olamaz. Bu durum da bizlere, sıradanlığın içinde sıkışmışlığı tekrar hatırlatır, yetkinliklerimizle ve gerçeklerle yüzleştirir.