Özgür İradenin Bedeli Olarak Zaman

İlk olarak 14. yüzyılda Fransız nominalist filozof Jean Buridan tarafından tasarlanan paradoks, Spinoza’nın Cogitata Metaphysica eserinde su ve balya saman yerine iki balya saman olarak yer almasıyla tekrardan düşünülmeye başlanmıştır. Birbirine paralel olarak giden bu paradoksu, Gazali de iki hurma arasında kalan deve olarak geliştirmiştir. Daha sonraları belki de bu paradoksa gönderme yaparak dilimizde de ‘’en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir’’ söylemi oturmuş, kuşaktan kuşağa aktarılmıştır.
“Buridan’ın Eşeği” paradoksunda olduğu gibi; Aristoteles olmak üzere farklı filozoflar, birbiriyle tamamen aynı sonuca sahip iki seçenek arasında kaldığında da insanın rasyonel bir seçim yapmasının mümkün olmadığını tartışırlar. Bu noktada kişi, birbirine eş seçenekler içinden birini seçmek zorunda kaldığında, düşünerek herhangi bir fark bulamayacağı için rasyonel olarak birini daha avantajlı görmesi imkânsız olacaktır. Ancak tam da bu durumda özgür iradeden bahsedilebilir mi? Yani insanın, doğası gereği düşünerek seçmediği veya kendi avantajına göre herhangi bir faktör bulmadan yaptığı rastgele seçim, insanı diğer canlılardan ayıran özgür iradesini de engellemektedir. Dolayısıyla Aristoteles açısından bakıldığında; Buridan’ın eşeğini öldüren özgür iradesi sebebiyle karar verememesi değil, birbirine denk iki seçenek arasında kaldığında özgür iradesinin yok olmasıdır.
Ancak bu teze karşın, İngiliz filozof Richard Holton, eğer iki seçenek arasında seçim yapılabilecek bir fark varsa, bunun insan kontrolünden bağımsız bir durum olduğunu belirtir. Seçeneklerin fiziksel, zamana veya mekâna bağlı gelişimi, geçmişten getirdiği koşulların tamamı insan tarafından seçilmemiştir. Dolayısıyla bu noktada insanın yaptığı seçimin koşullarını hazırlayan kendisi olmadığından, bu eylemin tek öznesi kendisi de değildir; seçeneklerin kendisi kendi seçimlerini önüne koymaktadır zaten.
Sonuç olarak seçenekler aynı olsa da, tamamen farklı olsa da aktif olarak insanın özgür iradesinden bahsedilemez. O halde, seçim yaparken bile özgür irademiz devre dışı kalıyorsa, gerçekten bir özgür iradeden söz edilebilir mi?
Buridan’ın Eşeği Her Koşulda Ölür mü?
Dolayısıyla, eşeğin içinde ve dışında, biz bunların hiçbirini fark etmesek bile, onu bir tarafa değil de diğerine gitmeye iten birçok şey her zaman olacaktır.(…) Elbette, bu neden bizim için çok karmaşık ve anlaşılmaz olabilir; çünkü birbirine bağlı nedenler zinciri çok uzundur.
G. W. Leiıbnız, Theodızee, p.122

Her ne kadar bu paradoksta eşeğin hem suya hem de samana tam olarak eşit uzaklıkta olduğu ve aynı zamanda eşit derecede aç ve susuz olduğu var sayılsa da Alman matematikçi ve filozof Leibniz’in nihil est sine ratione (nedensiz hiçbir şey yoktur) önermesi, her zaman için karar verme aşamasında seçenekler arasında bir dengesizlik olacağını, çok küçük bir fark olsa bile bilincin bunu fark edip seçimini yapabileceğini öne sürer. Öyle ki rastgele yapıldığı düşünülen seçimlerde bile bilincin altında, gözle görülür bir fark algılanmasa da o seçimi yapmaya iten bir sebep olduğu teziyle desteklenir. Leibniz’in yeter sebep ilkesine (Principium Rationis Sufficientis) göre, doğada bir simetri ve özdeşlik durumu yoktur. Algılanan veya sezilen koşullarda mutlak bir denklik durumu söz konusu olamaz. Buridan’ın eşeği paradoksunda da Leibnizci bir bakış açısına göre mutlaka iki seçenek arasında sonsuz küçük fark bulunmaktadır ve bunlar bile seçim için yeterlidir. Ancak bunu paradoks haline getiren, eşeği yalnızca açlık ve susuzluk gibi iki koşul atında incelemektir.
Bu önermeden hareketle, özgür iradesi nedeniyle yapamadığı seçimin kurbanı olan eşek, mümkün değildir. Çünkü bu paradoksun öznesi olarak belirlenen eşeğin, sadece uzaklık ve açlık-susuzluk gibi faktörler hesaba katılarak bir seçim yapması beklenmektedir. Ancak bu eşeğin hangisine daha dayanıklı olduğu, hava şartları, ortamın kokusu, rüzgâr, eşeğin su ve saman arasındaki mesafeyi gerçekten de tam olarak eşit görüp görmemesi gibi değişkenler olduğu sürece, eşek bir karar verecektir.
Özgür İradeye Gerçekten De İhtiyacımız Var mı?

İpleri çekilen bir eşek ile kendi başına karar veren bir eşek arasında hiçbir fark yoktur.
Mıchael Hauskeller, Why Burıdan’s Ass Doesn’t Strave, 2010
Buridan’ın paradoksunu destekleyenlere göre bu seçimi bir kısır döngüye mahkûm eden etken, eşekten rasyonel bir karar vermesinin beklenmesidir. Ancak karar almayı sağlayacak tüm faktörler eşit kabul edildiğinde düşünmek yalnızca süreyi uzatacaktır. Eşek, içgüdüsel olarak kendi dünyasında en ‘rasyonel’ gelen yolu seçecek ve üzerine düşünmeyecektir. Bu bağlamda insanın özgür iradesi, onu rasyonel karar alma sürecinde içgüdülerinden uzaklaştıracak ve olası hata payını doğuracaktır. Yani bu paradoksta Buridan’ın eşeği hiçbir zaman ölmeyecek, içgüdüsel olarak yaşama amacıyla herhangi bir seçeneği en kısa sürede seçerken Burida tam da bu paradoksun ortasında yer alsa içgüdülerini bastıracak olan özgür iradesi, ona tüm olası ihtimalleri sayacak ve rasyonellikten uzaklaştıracaktır. Bu noktada rasyonellik ve özgür irade birbiriyle iç içe değil, aksine bazı durumlarda karşı kutuplardadır.
Alman felsefeci Michael Hauskeller, Buridan’ın eşeğinin hiçbir zaman ölmeyeceğini kanıtladığı makalesinde ayrıca insanın da bu iradeye aslında çok da ihtiyacı olmadığını, zaten yaşam akışı içinde rutinlerini otomatik, düşünmeden yerine getirdiğini belirtmektedir. Aynı zamanda özgür iradenin, canlıların tamamında bulunan hayatta kalma içgüdüsünü de baltalayabilecek tek faktör olarak bir başka özgür irade paradoksuna dikkat çekmektedir.