Ingmar Bergman’ın Saklı Arayışı: İnançla Yüzleşmenin Karanlık Yolları

12. yüzyıldan bir İsveç baladı, sinemanın en büyük şairlerinden biri. İki din arasında sıkışmış bir toplum. Hepsinden öte, babasıyla kapanmamış bir hesabı olan bir adam. Ingmar Bergman.
Ingmar Bergman

Bir toplulukta Ingmar Bergman’ın sineması üzerine bir sohbet döndüğü vakit, çoğunlukla sohbetin ana temasını belirleyen filmler Yedinci Mühür, Persona veya Sonbahar Sonatı olmaktadır. Bu filmlerin birer başyapıttır. Sinema sınırları içinde bu üç yapım Virgin Spring’den çok daha iyi olduğunu kabul etmekle birlikte, yönetmenin en çok göz ardı edilen ve hakkı en az verilen filminin ise net bir şekilde Virgin Spring olduğu söylenebilir.

Ingmar Bergman - Virgin Spring

Bergman’ın sinema diline bakıldığı vakit, en başta şiirsel bir anlatı hissiyatı çarpar izleyiciye. Genel izleyicinin alışkın olduğunun aksine, izleyici için yapılan bir film anlatımından ziyade karakterleri kullanarak kendisi hakkında bir içten dışarı çekişle daha öznel gerçeklikleri anlatır. Belki de Tarkovsky’yi kendine bu kadar hayran bırakmasında da bu yatar.

Sadece iki kişinin görüşleriyle ilgileniyorum: biri Bresson, diğeri Bergman.

Tarkovsky
Ingmar Bergman

Bu anlatım diline sahip filmlerin bu kadar çok sevilmesinin arkasında yatan bir diğer gerçek ise, bu filmlerde yönetmen kendisi hakkında belki de kendisinin de farkında olmadığı kuytu köşeleri, karanlık fikirlerini anlatmasıdır. Bergman, belki de film boyunca sadece kendinden bahsetmektedir…

Bergman’ın filmlerinin ana baskın temalarının başında Tanrı ile olan hesaplaşması yatmaktadır. Yedinci Mühür ve Kış Işığı’nda, iki ana karakter Antonius Block ve Tomas Ericsson’un hayatları boyunca inandıkları en büyük gerçeklerden şüphe edişlerine dair bir yolculuk yaşanmaktadır . Lakin Virgin Spring bu temaya ikililik üzerinden çok farklı, geniş bir anlatı sunmaktadır.

Ingmar Bergman - Virgin Spring

Kariyeri boyunca neredeyse tüm filmlerinin senaryolarını kendisi yazan Ingmar Bergman, bu filmin senaryosunu Ulla Isaksson’a emanet etmiştir. Bununla bilrlikte bu filmin senaryosu da tamamen orijinal değildir. Eski bir İskandinav baladı olan “Töres döttrar i Wänge”den uyarlanmıştır. Filmi izlemeyen okuyucular için kısaca konusundan bahsetmek gerekirse, film pagan inançlarından uzaklaşmaya ve yavaş yavaş Hıristiyan inanışa geçen ve bundan mütevellit yaşam tarzlarını da bu inanışa adapte etmeye çalışan İsveç toplumunun hikâyesini anlatmaktadır.

The Virgin Spring, tek bir dinle değil, iki dinle ilgilidir: affetme ve kısıtlama üzerine kurulu yeni bir din ile, öfke ve intikam üzerine kurulu daha eski ve daha derin bir din.

Norman N. Holland

Ana karakter Töre’nin kızı Karin, bir Hristiyan ritüeli olarak mumlarını kiliseye bırakmak için yola çıkar; ancak yolda çobanın üç oğlu ile karşılaşır. Bu oğlanlardan ikisi daha büyük, birisi daha küçük ve çocuk denebilecek yaştadır. İki büyük oğlan Karin’e saldırır; bu olaylar sırasında küçük kardeş olup biteni izlemektedir. Filmin devamında bu üçlü, bilmeden Töre’nin evine sığınır. Ve bu andan itibaren izleyici Töre’nin intikam ve din arasında verdiği mücadeleye şahitlik eder.

Ingmar Bergman - Virgin Spring

Daha derine inmeden önce önemli birkaç karakterden bahsetmek gerekmektedir. Film, Karin’in üvey kız kardeşi olan Ingeri’nin Odin’e dua etmesiyle başlar. Ingeri, film boyunca eski pagan İsveç’i en açık şekilde hatırlatan karakterdir. Herkes Hristiyanlığın öğretilerini benimsemişken, “öyleymiş gibi davranırken”, Ingeri ise hâlâ bir şeye ihtiyacı olduğunda Odin’e ve pagan inancına yardım için başvurmaktadır. Senarist Ulla Isaksson, kaynak eser dışından eklediği tek ana karakterdir.

Birlikte babanın tapınağı ve bakirenin pınarı, insanın dinini Cathedra super Acherontem (Acheron nehri üzerinde bir katedral) olarak, belki de içimizdeki ve dışımızdaki o kitonik (yeraltına ait), Odinist aşk ve ölüm güçlerini örten, onları çevreleyen ve uzlaştıran, onlara ifade imkânı veren bir din olarak resmeder.

Norman N. Holland

Filmin geri kalanında, Karin kiliseye gitmek için yola çıktığında Ingeri’den kendisiyle birlikte gelmesini ister, çünkü Ingeri daha önce Töre’nin çiftliğinden ve topraklarından hiç dışarı çıkmamıştır. Karin, Ingeri’ye karşı ne kadar samimi davranmaya çalışsa da Ingeri’nin ona karşı doğası gereği bir haset hali mevcuttur. Sonuçta ikisi tam anlamıyla iki farklı zıt kutuptur. Güzel, bakire ve Hristiyan Karin’in karşısında ise evlilik dışı hamile ve pagan Ingeri vardır. Kiliseye yolculuk öncesi Ingeri’nin Karin için erzak hazırlarken yakaladığı kurbağayı ekmeğin arasına koyduğu sahnede İskandinav mitolojisinin açık bir işareti görülür. Senarist Isaksson bu sahne için “Tabii ki bir tür yeraltı dünyası sembolüdür.” demektedir.

Yolculuğun geri kalanında birlikte bir dereye gelirler; Karin karşıya geçer ama belki de yaptığı büyüden korkan Ingeri devam etmek istemez ve Karin yola tek başına devam eder. Ingeri, devamında eski bir kulübede garip bir yaşlı adam görür; bu adam tavırları ve konuşmalarıyla bize İskandinav mitolojisinin en büyük tanrısı Odin’i hatırlatır. Pagan inancına bağlı bu adam Ingeri’ye saldırır ama Ingeri elinden kurtulur. Devamında Karin’i ve çobanın çocuklarını görür; tüm o olaylar olurken uzaktan sadece izler.

Sahnenin devamında çobanın çocukları, ormanda gezinirken rastlantı eseri Töre’nin çiftliğine sığınırlar. Töre ve ailesi onlara misafirperver davranır, yemek ve yatacak yer sunar. 

Kızı öldürüp zengin kıyafetlerini çalan hırsızlar, çiftçinin evine sığınmak için gelirler ve Odin’in karanlık dünyasını Hıristiyan dünyasına getirirler.

Norman N. Holland

Büyük kardeşlerden biri, Märeta’ya kızının kıyafetlerini satmak ister; sanki kendi kız kardeşinin kıyafetleriymiş gibi. Böylece aile, kızlarına dair acı gerçekle yüzleşmek zorunda kalırlar. Filmin doruk noktası tam da bu sahnede yaşanır: Töre’nin yeni dini affetmeyi, eski inancı ise intikamın kutsallığını vaaz eder. İnanç ve öfke arasında sıkışıp kalan karakter, çobanların kaldığı odaya gider ve iki ağabeyi öldürür. Ancak öfkesini kontrol edemeyerek küçük çocuğu duvara fırlatarak öldürür. Oysa çocuk kızına hiçbir şey yapmamıştır, hatta Karin’in üstündeki toprağı bile temizlemiştir. Hayatı boyunca ağabeyleri tarafından eziyet gören bu çocuk, Töre’nin öfkesinin kurbanı olmuştur. Filmin sonunda iki farklı yaklaşım görürüz. Töre, Karin’in yanına gittiğinde öfkeyle Tanrı’ya tüm bunlara neden izin verdiğini sorar ve tam kızının cesedinin olduğu yerde bir taş kilise inşa edeceğini söyler. Karin’in yattığı yerden ise mucizevi bir şekilde bir pınar hayat bulur.

Ingmar Bergman için inanç, her zaman sorgulanan bir şey olmuştur. Belki de buna, rahip olan babasıyla olan gergin ilişkisi ve şiddetle geçen çocukluğu da dahildir. Diğer filmlerine de bakıldığında, hem Kış Işığı hem de Yedinci Mühür filmlerinde, ömürleri boyunca inandıkları şeyleri sorgulayan ve şüphe duyan karakterler gözlenir. Ancak bu filmde, anlatının Hristiyan tarafında mı yoksa pagan tarafında mı olduğu tam bir gizemdir. Çünkü filmde, İskandinav mitolojisinden Odin, Freyja ve hatta Hugin ve Munin gibi figürlere de yer verilir. Öte yandan, çoban çocuklarının ölümlerindeki formlarında aşikâr bir şekilde İsa’nın çarmıha gerilmesi durumu vardır. Veyahut filmin finalinde, Hristiyanlıkla bağdaştırılabilecek kutsal su imgesini gözlenir. Lakin Norman N. Holland pınarı daha çok bir kurtuluş imgesi gibi ifade eder; yeraltında bastırılmış güçlerin patlaması, çatıdan çıkan duman ya da trollerin kulübesindeki akan sular belki de bir babanın intikamı gibi.

Ingmar Bergman - Yedinci Mühür

Toparlamak gerekirse, Bergman’ın bakış açısından bu filmin anlatısı, babasına yönelik bir sitem ve sembolik bir anlatı olarak, belki de onun dini görevini ve göremediği baba sevgisine karşı yaratıcının sevgisi aracılığıyla Tanrı inancını sorguladığı bir anlatı olarak görülebilir.

Dini sorunlar sürekli gündemdedir. Bu konularla ilgilenmekten hiç vazgeçmiyorum; her gün, her saat bu konularla uğraşıyorum. Ancak bu duygusal düzeyde değil, entelektüel düzeyde gerçekleşiyor. Dini duygular, dini duygusallık, uzun zaman önce kurtulduğum şeylerdir – umarım. Dini sorun benim için entelektüel bir sorundur: zihnim ile sezgilerim arasındaki ilişki.

Ingmar Bergman
Ingmar Bergman

Kaynakça:

Holland, Norman N. “Bergman Springs Again.” The Hudson Review, c. 14, s. 1 (İlkbahar, 1961): 104-111.

 Neary, David. “Review: The Virgin Spring.” Cinéaste, c. 43, s. 4 (Sonbahar, 2018): 56-58.

İlginizi Çekebilir!
Genç Yatak Odası Teorisi: Sinematik Ruha Açılan Bir Pencere